Niye öteki taraftarlar, Altay lı, ya da Altınordu lu oluyor da; biz, Karşıyakalı taraftarlar, Kaf Sin Kaf lı oluyoruz? Bunu bir türlü anlayamıyordum. Kulübün adı Karşıyaka Spor Kulübü, baş harfleri KSK , eski alfabeyle okudun mu, Kaf Sin Kaf! İşte o kadar!
Golden ya da galibiyetten sonra, taraftarların coşturucu bağırışı da, zaten bunun üzerine kurulmamış mı? Kafkafkaf Sinsinsin Kafsin kafsin kaf ! O yıllarda öteki İzmir takımlarının böyle özel bir bağırış biçimleri yoktu; ya ya ya, şa şa şa diye bir ağızdan bağırıp, futbolcularını yüreklendiriyorlar; doğrusu, bizim farklı bağırış tarzımız, hoşuma gidiyor ama; sebebini de merak etmiyor değilim: meğerse, neymiş!
Batı özentisi olmak ya da olmamak! Bunu Galatasaray taraftarı olunca anladım. Ne yâni döneklik mi yapıyoruz? Hayır, o zaman Türkiye Ligi
oynanmıyor, çünkü imkânsız; ne ulaştırma var, ne ulaşım, yollar berbat, deplasman, akla ziyan bir iş!
O yüzden büyük şehirlerin, kendi ligleri oynanıyor: İzmir, Ankara, İstanbul vs. Her şehrin çocuğu, kendi
liginden bir takıma sahip çıkıyor ama; ülkeye İstanbul basını hâkim olduğundan, İstanbul Ligini de izlemeye
adeta mecbur; öyle ki, aramızda, İzmirdekinden başka, bir de İstanbul takımını desteklemek âdet
oluyor.Ben Galatasarayı seçmiştim, neden seçmiştim, bunun ayrı ve duygusal bir nedeni vardır; ama seçtiğim anda,
şaşırdım; bu takım taraftarı da oyuncusunu, -aynen KSK gibi- özel bir tekerlemeyi bir ağızdan tekrarlayarak coşturuyordu;
üstelik, tuhaftı da bu tekerleme: "Re re re, Ra ra ra, Gas'saray, Gas'saray Cim bombom"! Ne yalan söylemeli, öğrendiğimde bunu, Türkçeden çok Frenkçe sanmıştım. İstanbul'da uzun bir gençlik yaşantısı olan babama söylediğim zaman, bana hak verdi: "- ...benzer" dedi, "- ...Mekteb-i Sultani nin takımıdır o, tedrisâtı Fransızca olan bir mektep, şehzadeler için açıldığı rivâyet edilirdi, hâlâ da memleketin en iyi mektebidir!"
Futbol tarihimizi kurcaladıkça, muammayı büsbütün çözer gibi oldum. Galatasaray, Türkiye'nin en eski
futbol kulübü: alafranga, kendisini Batılı sayan bir kremanın takımı; esasen o tarihte futbol da, alafranga Komprador Kültürüne dahil bir spor gösterisi; dahası bu takım, payıtaht taki ecnebi ve ekalliyet futbol takımlarına özenilerek kurulmuş; alafrangalığını bir şekilde göstermesi lâzım: Türkçenin fonetiğine ters bir teşçi sloganıyla bunu yaptığını sanıyor. KSK, eskilikte Galatasaray ın İzmir'deki muadili(1912), işin ilginç yanı, o da İzmir'deki ecnebi ve ekalliyet (meselâ, Paniyoniyon) takımlarına özenilerek tesis edilmiş; fakat ilkinin tersine, İzmie'dekilerin teşçi bağırışı alafranga değil; onlar alaturka yı seçiyor; "ya, ya, ya / şa, şa, şa" demiyorlar ama,
Osmanlı alfabesine dayanarak, günümüzde bile geçerli olan bağırışı buluyorlar: Kaf Kaf Kaf Sin Sin Sin .
Galatasaray'ın tutumunda, bir bakıma J.M. Albertini nin Azgelişmişliğin Mekanizmasında altını kalın kalın çizdiği, seçkinci alafrangalığa ciddi bir özenti seziliyor; KSK ın seçtiğindeyse, o özentiye ciddi bir direniş...Böyle temel bir tesbit...Yazar: Attila İlhan
0 Yorum