Karşıyaka'da birşeylerin çok ters gittiği çok açık. Ligin ilk yarısında Soner Tolungüç'le savaşan, mücadele eden, birlik beraberliği üst seviyede, heyecanlı, taraftarıyla bütünleşmiş, sahaya çıktığında maddi sıkıntıları soyunma odasında bırakmış, son dakikaya 3 puan peşinde koşan bir Karşıyaka izledik ve bu özellikler tüm olumsuzluklara rağmen takımı Play-Off hattında tutmayı sağladı. Ama dün izlediğimiz Karşıyaka'da bu bahsettiğim özelliklerden birini dahi göremedik.
Mustafa Aşan varken temposu düşük Mahmut neden tercih edildi çözemedik.
Kim evsahibi kim deplasman takımı oyuncuları tanımasak bu futbolla kesin bilemezdik.
Karşıyaka'nın 5. dakikadaki gol pozisyonundan başka koca 90 dakika rakip kalede tek tehlike bile yaşatmadığını, ikinci yarı rakip baskısından karşı kaleye gidemediğini söylesek, sanırım bize maçtaki herkes katılır. Hele hele Ali Kemal'e ne demeli? Uçar 2. yarıda sahaya umut olsun diye sürdüğü Ali Kemal, 17 dakika sahada kalıp kendisiyle ilgisiz pozisyonda hakeme sarfettiği sözlerle takımını 10 kişi bırakmasını kim açıklayacak?
27 günde ne değişti de başbaşka bir Karşıyaka izledik dün. Turgut hoca mı takıma gerekli heyecanı verememiş, ya da oyuncular, yönetimi sıkıntıya sokmamak için ailevi nedenlerini gerekçe gösterip parasızlıktan giden Soner hocalarını mı özlemiş, çözemedik. Yoksa futbolcuların ilk yarıdan kalan 5 galibiyet primi alacağının bir tanesinin bile ödenmemiş olması mı etkili olmuştur, bilinmez. Ama İbrahim Tatlıses'in şarkısı gibi olduğumuz kesin;
"O eski halimden eser yok şimdi, ızdırap içinde yorgunum şimdi, tutun kollarımdan düşerim şimdi, yalnızın dostlarım yalnızım şimdi..." Kısacası, bu şartlarda dünkü KSK'nin Bugsaş gibi sıradan bir takımı yenmesi çok güçtü, beraberliğe şükrettik!..
GÖKHAN ÖZYURTLU/ Yeni Asır
0 Yorum